Öncelikle neden 3 ay önce yazmaya karar verip bu kadar beklediğmi kendime açıkladıktan - sanırım bir ev, bir şehir ve bir ülke değiştirmek ve bunu "ne olacak ya?" daha önce 3 kez iş ,2 kez ev ve bir kezde ev değiştirmiştim diye yola çıkmak en büyük hatam olduğundan bu gecikme yaşanmış olabilir- sonra artık yazamaya başlayabilirim.
Dediğim gibi bu yazılarımı kısa tutup, aklımda kalan koşullara, anılara değineceğim. Yaptığım iş ilgili küçük anektodlar olabilir ama fazlaca yüzeysel kalacağına emin olabilirsiniz.
Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde pazarlama işine adım attığımda benim önümde kocaman keşifler yattığının farkındaydım ve ilk seyahatim bu bölgedeki en güçlü 3-4 ekonomiden biri olan Güney Afrika Cumhuriyeti'ne idi -bundan sonra ingilizce kısaltması olan RSA olarak kullanacağım-.
Bazı şeylern farkındaydım ama bazılarının da değildim. Mesela hiç 9 saatlik bir uçuş yapmamıştım! Önce korku sonra endişe sonra nasıl geçecek abi bu 9 saat düşünceleriyle bir gece saat 01.30 da uçağa binip yaklaşık 2 saatlik uyku ile Johannesburg' a inmiştim. Neyseki sonraları daha rahat uyur hale geldim uzun yolculuklarda- hele hele 3 lü orta kordorda boş sıra bulundumu herşey ok abi mod on-.
Havalanı 2010 dünya kupası öncesinde geliştirildiğinden - en aından daha sonra göreceğim kıta havaalanlarından çok daha gelişmiş Avrupai bir yapı- hiçbir sorun çıkmadan Johannesburg'dan fuarın yapılacağı Bothaville şehirne gitmek için bizi bekleyen şoförle buluştum. 4 saatlik yolun yarısında kendisine aç olduğumuzu söylediğimiz şoför, kısmen gelişmiş bir kasabada durarak bizi bir puba götürdü ama benim daha çok aklımda kalan, o düzgün Amerikan pubın iki bina yanındaki Türk kebapcısı oldu. Yani RSA'nın bir küçük kasabasında bile vardık ve kebap satıyorduk...Acaba sahibi nerden neden gelmişti... Darbe girişimi sonrası daha çok kavrasamda nedenini belki de sadece hayatını değiştirmek isteyen bir maceracıydı dükkanın sahibi kim bilir...
Bothaville'deki 3 günde gördüğüm, beyazların açık ara her türlü ekonomik güce sahip olup ekonomi yaratan her işin sahibi oldukları bunun yanında zencilerin ise bu hizmet ya da üretim noktalarındaki en alt seviye işleri yaptıklarıydı. Mesela bir barda aşçı, garson beyaz iken zenciler her zaman temizlik görevlerini üstleniyordu. Bu her iş kolunda benzerlik göstermekteydi ne yazık ki.
Ayrıca beyazlar - genellikle Hollanda yada İngiliz- çok kilolu ve ebat olarak büyüktüler. Haliyle yedikleri de. Mesela bizim cağ kebaba benzer bir kebap söylediğinizde 900 gr et geliyordu önünüze ve bu size ikram edilen en küçük menuydu. Okyanus kıyısı olduğundan balık ve deniz ürünlerinde de bolluk mevcuttu. Özellikle yemek menuleri fakat anladığım kadarıyla her türlü hizmet TR'ye kıyasla çok ucuzdu.
Fuar dönüşünde Johannesburg'dan geldiğimiz otoyolu kullanırken bu sefer uyumamış ve hayatımda gördüğüm en net sınıf ayrımı farketmiştim. Otoyolun bir yanında iki ya da üç katlı villalar ve bu villalarda yaşayan beyazları koruyan yüksek duvarlı, duvarların üstünde elektrik telli yapılar mevcutken, otoyolun tam obür tarafında TR'deki köy evi dışındaki tuvaletler gibi 3-4 metrekarelik tamamen sacdan yapılmış binlerce yanyana yapıda yaşayan zenciler benim önce dumura uğramamı sonra da "bu nasıl dünya kardeşim seven sevene" dememe neden olmuştu.
Son olarak Johannesburg'da kaldığım otel-casinoda hayatımda oynadığım en ucuz kumarı -50 tl ile dört saat geçirmiştim ve tek el için 50 kuruş yeterliydi- hatırlıyorum da KKTC'de giriş bedeli 20 euro isteyen yirmibir masalarına nasıl para dayandığını anlamaya çalışıyorum.
Bu dört günün özeti RSA; seyahati uzun, altyapısı gelişmiş ama kafası kölelik zamanında kalmış, eğitime ve işe aç milyonlarca zenci vatandaşı ile benim ilk ayak bastığım Afrika ülkesi olmuştu.
"Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşünceleriniz uğruna. düşünceniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlığı atmalıdır bunun için."-Nietzche
11 Kasım 2018 Pazar
28 Temmuz 2018 Cumartesi
Ne Yazacağım Derdine Son! Overlok Makinesi Ayağınıza Geldi
Yıllar sonraki ilk blog yazısından sonra ne yazsam acaba diye düşündüm uzunca. Bu yaştan sonra futbol taktük maktik yazacak değiliz, ülkenin halinden gına geldi söz bitti zaten, müzik paylaşsam? hiç ama hiç aram yok kendi kendime eskilerden devam edeyim paylaşmasam da olur yani...
Önce aklıma dostum Ahmet'in "git Torino'nun her sokağını gez hepsinde foto çek o sokakları tek tek yaz" fikri geldi ama sonra sırf "Ahmet'in fikri abi tutmaz" diyerek sildim defterden.
Ama aklıma da güzel fiirler getirmedi değil koftehot; SERİ YAZILAR. Kısa, elimde kalan tüm fotoları paylaşacağım 3-4 günlük Afrika ve Ortadoğu seyahatlerimi ve o ülkelerdeki anılarımı yazacağım. Geride kalan 3,5 seneyi yad etmek adına da iyi bir fikir olacaktır.
Yazıların sırası, seyahatlerimin tarihi akışıyla aynı olacak. Böylece bu bölgeye yaptığım seyahatlerimdeki hislerimin de değişimini tekrar hatırlayacak ve bu değişimi sizlerle paylaşarak daha keyifli okumanızı sağlamaya çalışacağım. Sıra şu şekilde;
1) Güney Afrika-Johannesburg ve Boothaville
2) Kenya- Nairobi, Kisumu
3) İsrail- Hafia, Golan
4) Fas - Kazablanka, Meknes
5) Zimbabwe ve G. Afrika- Harare
6) İran- Tahran
7) Mısır- Kahire
8) Fas 2. Sefer - Kazablanka, Meknes
9) Etiyopya- Addis Ababa
10) İsrail-Tel Aviv, Kudüs
11) Tanzanya ve Kenya - Dar Es Salaam ve Nairobi
12) Tunus - Tunis
13) Sudan -Hartum
Bu seriden ayrı olarak bir de belki genç futbolsever arkadaşlar okur diyerek, aklımda kalan staddan canlı takip ettiğim maçları ve bu maçlardaki hislerimi, düşüncelerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Bu seride bulunacak yazılar için ilk aklıma gelen sıralama;
1) gidilemeyen ilk maç; GS:8 Ankaragücü:0
2) gidilen ilk maç : GS- PetrolOfisi
3) Ortaokul ve gençlik seneleri
4) Sami Yen'de ilk maç: GS-Altay
5) İlk şampiyonlar ligi maçı: GS- PSV
6) Üniversite yılları, İstanbul derbileri
7) Kadıköy deplasmanı
8) UEFA'da Sabrili günler: GS- Bordeaux
9) Milli maçlar: İnönü'de Danmiarka, Sami Yen'de Yunanistan ve Bosna Hersek, TT Arena'da Almanya
10)TT Arena 'da Şampiyonlar ligi, şampiyonluklar ve UEFA maceraları
ve tabi ki yurtdışı maç anılarım;
11) AC Milan-Bologna
12) Barcelona- Sampdoria
13) Totenham-Chelsea
14) Paris SG-Monaco
ve bu sene listeye eklemeyi planladığım bir kaç tanesi daha...
Yavaş yavaş yazı planlarımı yapayımi hafızalarımı tazeleyeyim ben artık. Nerden baksan 3 aylık malzeme var yukarıda.
Önce aklıma dostum Ahmet'in "git Torino'nun her sokağını gez hepsinde foto çek o sokakları tek tek yaz" fikri geldi ama sonra sırf "Ahmet'in fikri abi tutmaz" diyerek sildim defterden.
Ama aklıma da güzel fiirler getirmedi değil koftehot; SERİ YAZILAR. Kısa, elimde kalan tüm fotoları paylaşacağım 3-4 günlük Afrika ve Ortadoğu seyahatlerimi ve o ülkelerdeki anılarımı yazacağım. Geride kalan 3,5 seneyi yad etmek adına da iyi bir fikir olacaktır.
Yazıların sırası, seyahatlerimin tarihi akışıyla aynı olacak. Böylece bu bölgeye yaptığım seyahatlerimdeki hislerimin de değişimini tekrar hatırlayacak ve bu değişimi sizlerle paylaşarak daha keyifli okumanızı sağlamaya çalışacağım. Sıra şu şekilde;
1) Güney Afrika-Johannesburg ve Boothaville
2) Kenya- Nairobi, Kisumu
3) İsrail- Hafia, Golan
4) Fas - Kazablanka, Meknes
5) Zimbabwe ve G. Afrika- Harare
6) İran- Tahran
7) Mısır- Kahire
8) Fas 2. Sefer - Kazablanka, Meknes
9) Etiyopya- Addis Ababa
10) İsrail-Tel Aviv, Kudüs
11) Tanzanya ve Kenya - Dar Es Salaam ve Nairobi
12) Tunus - Tunis
13) Sudan -Hartum
Bu seriden ayrı olarak bir de belki genç futbolsever arkadaşlar okur diyerek, aklımda kalan staddan canlı takip ettiğim maçları ve bu maçlardaki hislerimi, düşüncelerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Bu seride bulunacak yazılar için ilk aklıma gelen sıralama;
1) gidilemeyen ilk maç; GS:8 Ankaragücü:0
2) gidilen ilk maç : GS- PetrolOfisi
3) Ortaokul ve gençlik seneleri
4) Sami Yen'de ilk maç: GS-Altay
5) İlk şampiyonlar ligi maçı: GS- PSV
6) Üniversite yılları, İstanbul derbileri
7) Kadıköy deplasmanı
8) UEFA'da Sabrili günler: GS- Bordeaux
9) Milli maçlar: İnönü'de Danmiarka, Sami Yen'de Yunanistan ve Bosna Hersek, TT Arena'da Almanya
10)TT Arena 'da Şampiyonlar ligi, şampiyonluklar ve UEFA maceraları
ve tabi ki yurtdışı maç anılarım;
11) AC Milan-Bologna
12) Barcelona- Sampdoria
13) Totenham-Chelsea
14) Paris SG-Monaco
ve bu sene listeye eklemeyi planladığım bir kaç tanesi daha...
Yavaş yavaş yazı planlarımı yapayımi hafızalarımı tazeleyeyim ben artık. Nerden baksan 3 aylık malzeme var yukarıda.
16 Temmuz 2018 Pazartesi
Tam Gaz İleriye Doğru Fakat Geri Gitmek; bir nevi Back to the Future
Son yayınım 2013 Aralık ayından, sonra bir de yayınlamadığım ve/veya yayınlayamadığım bir taslak gördüm akış listesinde; yazmışım ama yayınlamakda gerek görmemiş, kendime saklamışım düşüncelerimi...
4,5 yıl, 2 ülke, 3 şehir, 3 ev, 4 iş yeri, Afrika ve Ortadoğu'da gidilen 12 ülke ve hatıralarda kalan onlarca anı...
Yazamadığım, yazmaya zaman bulamadığım, bulsam da "aman be" diye boşverdiğim, kendimle konuşmaktan çok çevremdekileri dinleyip onlara birşeyler anlatmaya çalışmakla geçirdiğim koca bir dönem. O günkü ben ile bugunümü tartıya koyduğumda daha sosyal, daha çok dinleyen, daha çok kabullenen ve daha az düşünen birine dönüştüm sanırım. Yazmak eyleminin dahi düşünceden kaynaklanan bir son eylem olduğu gerçeğiyle şu an yüzleşiyorum mesela. Sanki beynim durmuş, sanki düşündüğüm hiçbirşey yok, sanki boş bir teneke gibi sesler çıkarmaktayım sadece.
Olsun hoşgörmek lazım 4,5 yılın ardından, insan önce kendini hoşgörmeli; tekrar okur, hatalarımı gözden geçirir, bir daha tekrarlamamaya çalışırım nasıl olsa.
Peki ya tekrar okuyamayacaklar? Son yayınımdan sonra kaybettiğimiz Berkin Elvan mesela? Türkiye'nin üzerinden bir fırtına gibi geçen terör saldırılarında kaybettiğimiz yüzlerce insan? Suruç, Ankara gar, Dolmabahçe,Sultanahmet, İstiklal Caddesi, G.Antep düğün, Genelkurmay otobüsü, İzmir emniyet, Reina, 15 Temmuz darbe gecesi ve bir o kadar daha, ülkemizin güvenlik güçlerini hedef alan terör olayları sonrası kaybedilenler. Fransa'da, ABD'de, Mısır'da, Nijerya'da, İngiltere'de, Almanya'da, İspanya'da, Afganistan'da, Suriye'de, Irak'da, Libya'dan yola çıkıp Akdeniz'in ortasında son bulan terörün veya teröre bağlantılı biten hayatlar yada.
Yine süper kötümserim değil mi? Neyse hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var yada en azından unutulmamasını sağlamak lazım yaşanan kötü olayların; tekrar yaşanmasını önlemek için.
Güzelliklere gelelim şimdi de geçen zaman içinde; mesela AMCA olmama :) Ada'nın dünyaya gelişi, kendi kanından kendi canından bir insanın doğduğu andan 4 yaşına kadar gözlemleme şansı ve hep yanında olsun istemek gerçek anlamıyla şanslı insanların yaşayacağı bir duyguymuş meğer. Her nekadar bu mutlu olayda bile insanın boğazında, kursağında kalacak birtakım can sıkıntıları olsa da.
4,5 yıl sonra şöyle bir kaybedilenleri ve kazanılanları yada hayatta hatırlamak ve unutmak isteyeceklerimi düşünerek yazayım dedim bu yazıyı. Bir milat olsun belki devamı gelir diyerek yazdım. Elim alışssın sonrası elbet gelir dedim. Belki zaman bulup yazamam ama en azından bir taş atayım kolum yorulcak mı bakayım diyerek yazdım birazda. Hiç yorulmadım ve çok özlediğimi hatırladım. Devamı gelecektir...
4,5 yıl, 2 ülke, 3 şehir, 3 ev, 4 iş yeri, Afrika ve Ortadoğu'da gidilen 12 ülke ve hatıralarda kalan onlarca anı...
Yazamadığım, yazmaya zaman bulamadığım, bulsam da "aman be" diye boşverdiğim, kendimle konuşmaktan çok çevremdekileri dinleyip onlara birşeyler anlatmaya çalışmakla geçirdiğim koca bir dönem. O günkü ben ile bugunümü tartıya koyduğumda daha sosyal, daha çok dinleyen, daha çok kabullenen ve daha az düşünen birine dönüştüm sanırım. Yazmak eyleminin dahi düşünceden kaynaklanan bir son eylem olduğu gerçeğiyle şu an yüzleşiyorum mesela. Sanki beynim durmuş, sanki düşündüğüm hiçbirşey yok, sanki boş bir teneke gibi sesler çıkarmaktayım sadece.
Olsun hoşgörmek lazım 4,5 yılın ardından, insan önce kendini hoşgörmeli; tekrar okur, hatalarımı gözden geçirir, bir daha tekrarlamamaya çalışırım nasıl olsa.
Peki ya tekrar okuyamayacaklar? Son yayınımdan sonra kaybettiğimiz Berkin Elvan mesela? Türkiye'nin üzerinden bir fırtına gibi geçen terör saldırılarında kaybettiğimiz yüzlerce insan? Suruç, Ankara gar, Dolmabahçe,Sultanahmet, İstiklal Caddesi, G.Antep düğün, Genelkurmay otobüsü, İzmir emniyet, Reina, 15 Temmuz darbe gecesi ve bir o kadar daha, ülkemizin güvenlik güçlerini hedef alan terör olayları sonrası kaybedilenler. Fransa'da, ABD'de, Mısır'da, Nijerya'da, İngiltere'de, Almanya'da, İspanya'da, Afganistan'da, Suriye'de, Irak'da, Libya'dan yola çıkıp Akdeniz'in ortasında son bulan terörün veya teröre bağlantılı biten hayatlar yada.
Yine süper kötümserim değil mi? Neyse hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var yada en azından unutulmamasını sağlamak lazım yaşanan kötü olayların; tekrar yaşanmasını önlemek için.
Güzelliklere gelelim şimdi de geçen zaman içinde; mesela AMCA olmama :) Ada'nın dünyaya gelişi, kendi kanından kendi canından bir insanın doğduğu andan 4 yaşına kadar gözlemleme şansı ve hep yanında olsun istemek gerçek anlamıyla şanslı insanların yaşayacağı bir duyguymuş meğer. Her nekadar bu mutlu olayda bile insanın boğazında, kursağında kalacak birtakım can sıkıntıları olsa da.
4,5 yıl sonra şöyle bir kaybedilenleri ve kazanılanları yada hayatta hatırlamak ve unutmak isteyeceklerimi düşünerek yazayım dedim bu yazıyı. Bir milat olsun belki devamı gelir diyerek yazdım. Elim alışssın sonrası elbet gelir dedim. Belki zaman bulup yazamam ama en azından bir taş atayım kolum yorulcak mı bakayım diyerek yazdım birazda. Hiç yorulmadım ve çok özlediğimi hatırladım. Devamı gelecektir...
20 Aralık 2013 Cuma
Kaosa Sürüklenen Bir Ülkede Yaşamak
Allah'ın varlığıyla yetinip hukuku hiçe sayanların yönettiği bir ülke, İlime -bilime, deneye, mühendisliğe, tıbba, sanata , kültüre sırtını çevirmiş bir ülke, spor yapmayı , yarışmayı bile bilmeyen bir ülke . Aşırılıklara ve veya sadece farklılıklara nefret duyan insanların ülkesi;
Yanlış anlamayın ağalar 1500'lerin avrupasından bahsetmiyorum ;ama doğrudur burada da sokakta insanlar yakılıyor , devletin silahından çıkan kurşunlarla öldürülüyor.
Yolsuzluklar falan hoş görülüyor, devlet için çalışmak insanlığa karşılıksız faydalı olmak gibi duygular tamamen silinmiş , kötü olan örnek olmuş tüm gençliğe, beyinler yıkanmı. Hakan'lar, Emre'ler idol gösterilmiş Kemalettin Şentürk'ler arkaya itilmiş, İbo-İzzet-Özcan'la yıkanmış beyinler Ruhi Su 'lar plaklarda kalmış Fazıl Say vatan haini kabul edilmiş.
En önemlisi de fakire fakirliği unutturulmuş geleceği çalınan milyonlarca insanın cebi ve karnı bir şekilde doldurulmuş insanların UMUDU satın alınmış , kölelik düzeni tekrar kurulmuş,kimse dünyada en çok fakirin yaşadığı 20 ülkeden biri olduğumuzu konuşmazken şu kadar milyarderle şu kadar ülke içinde bilmem kaçıncıyız denilmiş. Zenginin Marmaray'ı hayatında boğazı görmemiş on yıllık İstanbullunun ağzını yormuş.
Adamın biri demiş ya 'vatandaşı olmasak eğlenceli ülke aslında ' diye. Psikolojik sorun göstergesi bütün bunlardan zevk almak aslında, yanı başında mutlu olmak dururken kaostan tat almak , çok güzel bir yolda olduğuna inanıp tünelin sonunun bombok bir yere çıktığını görememek.
Yanlış anlamayın ağalar 1500'lerin avrupasından bahsetmiyorum ;ama doğrudur burada da sokakta insanlar yakılıyor , devletin silahından çıkan kurşunlarla öldürülüyor.
Yolsuzluklar falan hoş görülüyor, devlet için çalışmak insanlığa karşılıksız faydalı olmak gibi duygular tamamen silinmiş , kötü olan örnek olmuş tüm gençliğe, beyinler yıkanmı. Hakan'lar, Emre'ler idol gösterilmiş Kemalettin Şentürk'ler arkaya itilmiş, İbo-İzzet-Özcan'la yıkanmış beyinler Ruhi Su 'lar plaklarda kalmış Fazıl Say vatan haini kabul edilmiş.
En önemlisi de fakire fakirliği unutturulmuş geleceği çalınan milyonlarca insanın cebi ve karnı bir şekilde doldurulmuş insanların UMUDU satın alınmış , kölelik düzeni tekrar kurulmuş,kimse dünyada en çok fakirin yaşadığı 20 ülkeden biri olduğumuzu konuşmazken şu kadar milyarderle şu kadar ülke içinde bilmem kaçıncıyız denilmiş. Zenginin Marmaray'ı hayatında boğazı görmemiş on yıllık İstanbullunun ağzını yormuş.
Adamın biri demiş ya 'vatandaşı olmasak eğlenceli ülke aslında ' diye. Psikolojik sorun göstergesi bütün bunlardan zevk almak aslında, yanı başında mutlu olmak dururken kaostan tat almak , çok güzel bir yolda olduğuna inanıp tünelin sonunun bombok bir yere çıktığını görememek.
7 Aralık 2013 Cumartesi
Saygı Duyarım #51
...
Daha sonra fırtınada yelken açmış bir gemi gibi sürükleneceğimiz sosyalizmden pek haberimiz yoktu. Bunca yıl sonra bakınca varoluşçuluk akımının, sosyalizme giden yolu açtığını görebiliyorum. Bütün kurum ve geleneklere kafa tutmayı, onları reddetmeyi varoluşçuluk öğretmişti bize. Solcu akımlar dünyayı kasıp kavurmaya başladığı zaman biz çoktan bağlarımızdan kopmuştuk ve enternasyonalizme hazırdık.
Varoluşçuluk öylesine etkilemişti ki bizi , arkadaşlarla selamlaşmayı , vedalaşmayı kaldırmıştık. Bir araya geldiğimiz zaman hiç kimse merhaba demiyordu. Uzun uzun anlamsız suskunluklarla süren arkadaşlıklar yaşıyorduk. Üç-dört arkadaş bir araya geliyor, iki saat konuşmadan oturuyorduk. Hepimiz önemli şeyler düşünen insanlar pozundaydık. Sonra içimizden biri kalkıp gidiyordu. Tek bir sözcük etmeden ayrılıyorduk. Albert Camus'un 'Dünya saçmadır' düşüncesine yürekten katılıyorduk.
...
Zülfü Livaneli -Sevdalım Hayat
3 Aralık 2013 Salı
Saygı Duyarım # 50
(Ah, ah, ah, ah)
Race, life's a race
And I'm gonna win
Yes, I'm gonna win
I'll light the fuse
And I'll never lose
And I choose to survive
(Told you, so I)
Whatever it takes
You won't pull ahead
I'll keep up the pace
And I'll give you my strength
To the whole human race
Yes, I am prepared
(You were warned and didn't listen)
To stay alive
I won't forgive
Vengeance is mine
And I won't give in
Because I choose to thrive
Yeah I'm gonna win
Race (Told you, so I)
It's a race
But I'm gonna win
Yes, I'm gonna win
I will light the fuse
I'll never lose
I choose to survive
(You were warned and didn't listen)
Whatever it takes
You won't pull ahead
Because I'll keep up the pace
And I'll give you my strength
To the whole human race
Yes I'm gonna win
(Fight, fight, fight, fight, win, win, win, win)
Yes I'm gonna win
22 Eylül 2013 Pazar
Sahaya Girmek
futbol, basketbol vb. tüm sporlar sağlık için sıhhat için yapılır. Kapitalist düzen ise modern gladyatörleri en çok futbolda bulur ve sahneye bu görsel şöleni çıkartır. Ama unutulmamalıdır ki arena da gladyatörün ölmesine sadece kralın emri karar vermez TRİBÜNLER inde söyleyeceği söz vardır en sonunda. Ve işte sağlık için sıhhat için yapılan sporun karar vericisi sağlıksız sıhhatsiz bir ortamda ,ülkede vb yaşıyor ise verilen karar da, herkesin bir ağızdan bağırdı da o ortamı yansıtır.
23 Temmuz 2013 Salı
BLUES
' I watch football for 75 years, I used to be 6'2'' tall with curly hair . Look what has done to it ?'
CM 01-02 deki efsane takımımdı Manchester City, nam-ı diğer BLUES. 2012 sezonunda tam 44 yıl aradan sonra İngiltere şampiyonu oldular. Hem de son dakikalarda gelen iki golle QPR'ı yenerken, ezeli rakipleri Manchester United'ın bir puan önünde elde ettiler bu başarıyı. O günü o dakikaları hatırlıyorum da , maçkolikten takip etmiştim skoru ve ben de videodakiler gibi yerimde duramamıştım.
13 Haziran 2013 Perşembe
Haziranda Ölmek Zor
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüregim
uy anam anam, haziranda ölmek zor
calışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
anama sövmüs patron
sıkmışım dişlerimi
islıkla söylemişim umutlarımı
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
cıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla dallarda
insan iskeletleri
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gönü
demek ki
sile bezi
bir de memedin yüzü
bir de saman sarısı
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran 63u
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
okşar yanan alnını nazim ustanın
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
suramda bir kuş ötüyor.
yaralı bir şahin olmuş yüregim
uy anam anam, haziranda ölmek zor
calışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
anama sövmüs patron
sıkmışım dişlerimi
islıkla söylemişim umutlarımı
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
cıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla dallarda
insan iskeletleri
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gönü
demek ki
sile bezi
bir de memedin yüzü
bir de saman sarısı
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran 63u
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
okşar yanan alnını nazim ustanın
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
suramda bir kuş ötüyor.
haziranda ölmek zor....
25 Nisan 2013 Perşembe
29 Ocak 2013 Salı
30 Aralık 2012 Pazar
25 Aralık 2012 Salı
9 Aralık 2012 Pazar
İbrahim Kutluay
NBA.com'da gezinirken ligde oynayan gelmiş geçmiş tüm oyuncuların istatistiklerine göz atmak istedim. Ligde oynayan ilk Türk Mirsad'a baktım önce sonra da Hidayet'ti Memo'ydu göğsümüzü kabartan istatistiklerine ve buna...
Bu istatistiklerin aşağıda adı geçen adama ait olduğuna inanmak gerçekten güç
11 Kasım 2012 Pazar
Mircea
Mircea Lucescu , oynattığı futbolu sevmem. Hatta açık açık nefret ederim. 11 kişilik etten duvarı örer nasıl olur bilmem ama araya da bir gol sıkıştırıp maçı çevirir. Hiç bir maça kazanmak için değil yenilmemek için çıkan bir adamdır kısacası. Kendimi sorgulatmıştır bu adam bana , Acaba ben mi bilmiyorum, anlamıyorum futbolu diye, doğru olan onun düşünceleridir belki de. Galatasaray'ı şampiyon yaptığı sene gönderilen Luce, Beşiktaş'tan da yoğun şike iddaalarının olduğu sezonun sonunda ayrılmıştı. Türk futbolunun Avrupa'da fink attığı 4-5 senelik kısa sürede büyük işler başarmıştı ama iki büyüğümüz de üçüncü bir sezon ona takımı teslim edememişti. Ama O Shaktar'ın başına geçti ve başarılı olmaya devam etti.
Haftaiçi Chelsea'ye son dakika golüyle kaybetmelerine rağmen ligde kazanmaya devam etmiş Shaktar. Luce'nin Shaktar'ı. 15 maç 45 puan + 39 averaj...
17 Ekim 2012 Çarşamba
Kabuk Değiştirmek
Bugün sahaya Macaristan karşısında çıkan 11 ise;
Sadece 2 yıl içinde geçirdiğimiz değişim ve bu değişim sırasında ununu elemiş eleğini asmış iki adamın, ki bu adamlar 12.10.2010 tarihinde 1-0 kaybettiğimiz Azerbaycan maçı sonrası milli formayı bırakacaklarını açıklamıştı, sahaya ilk onbirde çıkması mağlubiyetleri getiren ana hata.
Eğer yeni bir milli takım kuracaksanız bunu 17 yaş altında altın ayakkabı kazanmış Borussia Dortmund'u yıllar sonra şampiyon yapmış, Real Madrid'e transfer olmuş ordan Liverpool'a kiralanmış Nuri çevresinde yapmak varken hala Emre Belözoğlu ısrarı nedendir? Hele hele ki 2008 Avrupa Şampiyonasında kaybetiğimiz 2-0 lık Portekiz maçında sağ bek oynayamayacağını dağa taşa gösteren Hamit'i sağ bek oynatmak neden? Yok mu bir sağ bek koca ülkede ?
Emin olun bu yazıdan önce Hiddink'e falan sinirlenip yazıyordum şimdi ise ne üzüntü ne sinir. Sonucu belli maça çıkıyoruz. Peki ekranlarda kimleri, neden , hangi amaçla kandırıyoruz ???
Bir ülkenin pskolojisinin sahaya yansıması oldu bu geceki sonuç. Çok şey bildiğini sanıp çok iyi olduğunu sanıp balondaki son havanın kaçtığı güne geldik işte.Hiçbir konsantrasyon yok, hiçbir plan yok, hiçbir uygulama yok, tutulacak hiçbir yanı kalmamış.
Bunu kaydedin bir kenara bu ülke ne yazık ki 5 bilemedin 10 yıl sonra genel anlamda bu gece yaşadığı sonucu sokaklarında yaşayacak ve ben o zaman gelene kadar her gün yanılmış olmak için dua edeceğim...
Sadece 2 yıl içinde geçirdiğimiz değişim ve bu değişim sırasında ununu elemiş eleğini asmış iki adamın, ki bu adamlar 12.10.2010 tarihinde 1-0 kaybettiğimiz Azerbaycan maçı sonrası milli formayı bırakacaklarını açıklamıştı, sahaya ilk onbirde çıkması mağlubiyetleri getiren ana hata.
Eğer yeni bir milli takım kuracaksanız bunu 17 yaş altında altın ayakkabı kazanmış Borussia Dortmund'u yıllar sonra şampiyon yapmış, Real Madrid'e transfer olmuş ordan Liverpool'a kiralanmış Nuri çevresinde yapmak varken hala Emre Belözoğlu ısrarı nedendir? Hele hele ki 2008 Avrupa Şampiyonasında kaybetiğimiz 2-0 lık Portekiz maçında sağ bek oynayamayacağını dağa taşa gösteren Hamit'i sağ bek oynatmak neden? Yok mu bir sağ bek koca ülkede ?
Emin olun bu yazıdan önce Hiddink'e falan sinirlenip yazıyordum şimdi ise ne üzüntü ne sinir. Sonucu belli maça çıkıyoruz. Peki ekranlarda kimleri, neden , hangi amaçla kandırıyoruz ???
Bir ülkenin pskolojisinin sahaya yansıması oldu bu geceki sonuç. Çok şey bildiğini sanıp çok iyi olduğunu sanıp balondaki son havanın kaçtığı güne geldik işte.Hiçbir konsantrasyon yok, hiçbir plan yok, hiçbir uygulama yok, tutulacak hiçbir yanı kalmamış.
Bunu kaydedin bir kenara bu ülke ne yazık ki 5 bilemedin 10 yıl sonra genel anlamda bu gece yaşadığı sonucu sokaklarında yaşayacak ve ben o zaman gelene kadar her gün yanılmış olmak için dua edeceğim...
28 Eylül 2012 Cuma
16 Eylül 2012 Pazar
Kısa Özet
Ben:
İyiyim, tatil yaptım geldim yaklaşık bir ayıda devirdim tatilin üstüne. Tatil sonrası küçük operasyon ve seyahatler klasiğinden dolayı pek de zaman bulamadım yazmaya. Tekrardan resmi öğrencilik hayatıma döndüm, yüksek lisansta özellikten genelliğe adım attım, başladı biter herhalde :))) Yıldız falımda ne yazıyor bilmiyorum ama bu aralar büyük değişikliklere uğrayabilir hayatım...
Türk futbolu:
Eh işte Galatasaraylıyız ya başkaları da pek umurumuzda değil keyfimiz yerinde. Hamit form tutar , Cris uyum sağlar, Muslera uçar, Burak kaçar diye Mayıs'ı beklemeye başladık yine bu sezon. Milli takımlarda değişim oldu demek isterdim ama Emre Belözoğlu'lu değişime değişim demek ne kadar doğru olur sizce? Fenerbahçe 'nin 3 A 'sı falan gündem oluşturmaya çalışırken Beşiktaş Samet Başkan önderliğinde bi kaç hafta daha gider lastik patlar gibi. En çok Bursa'ya üzüldüm pis elendi Twente'ye yazık oldu çok...
Dünya futbolu:
Geçen sene Manchester City bu sene PSG transferde abarttılar, Juve ve Dortmund 90 ların ortasındaki formlarını yakaladılar ve YENİLMİYORLAR arkadaş. Real Mardin bu sene zapıttı ha adam Mourinho bu sene Şampiyonlar Ligini istiyor ligi es geçiyor orasını bilemem de Barcelona, Nou Camp falan güzel şeyler bunlar.
Basketbol:
Türkiye ligi muazzam oldu. GS, FB, BJK, Efes, Banvit güzel takım kurdu hepsi. 5 sene önce sadece Efes ve Ülker için şampiyonluk bahsi açılan lig ne hale geldi çok da güzel oldu çok da süper oldu. NBA 'de Shaq ın veliahtı dediğin adamın Shaq ın gölgeliğine soyunup Lakers'a geçisi ile de Miami-Lakers finaline geri sayım başladı. Oklahoma City -Chicago da iyidir ama diğer takımların hali yaman, çoğu Euroleaguede finalfour oynayamaz NOKTA
Kısa özet geçtik anmadan bitirmeyelim;
Ediz Bahtiyaroğlu ve Kemal Merkit
Mekanları Cennet olsun güzel insanların...
30 Temmuz 2012 Pazartesi
34824
4 yık önce bu yazıyla blogger olmuşum;
http://djanultras.blogspot.com/2008/08/herkese-selam.html
..
Bazen şöyle tatlı hatunları paylaşmışım,
http://djanultras.blogspot.com/2009/06/vss-tirledim-haaa-28.html
..
Bazen Saygı Duruşuna geçmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2009/06/sayg-duyarm-22.html
..
Daha çok Galatasaray'dan bahsetmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2008/09/lincoln-kewell-baros.html
..
Ama az da olsa NBA'e değinmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2010/02/nba-allstar-haftasonu-ozel.html
..
İçimi dökmüşüm canım sıkıldığında,
http://djanultras.blogspot.com/2011/06/her-secis-bir-vazgecis.html
..
Coşkuluymuşum çoğu zaman,
http://djanultras.blogspot.com/2010/09/dag-basn-duman-almssss.html
..
Toplam 654 yazı ,resim, video paylaşmışım bugüne kadar.Çok çabuk geçmiş bu 4 koca sene yada ben çok hızlı geçirmişim, diploma almış, askere gitmiş, işe girmişim. Dün gibi aklımda olan onlarca üzüntü onlarca mutluluk yaşamışım herşey değişirken dediklerim söylediklerim pek değişmemiş sanırım.
Çünkü başlarken demişim ki;
http://djanultras.blogspot.com/2008/08/herkese-selam.html
..
Bazen şöyle tatlı hatunları paylaşmışım,
http://djanultras.blogspot.com/2009/06/vss-tirledim-haaa-28.html
..
Bazen Saygı Duruşuna geçmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2009/06/sayg-duyarm-22.html
..
Daha çok Galatasaray'dan bahsetmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2008/09/lincoln-kewell-baros.html
..
Ama az da olsa NBA'e değinmişim,
http://djanultras.blogspot.com/2010/02/nba-allstar-haftasonu-ozel.html
..
İçimi dökmüşüm canım sıkıldığında,
http://djanultras.blogspot.com/2011/06/her-secis-bir-vazgecis.html
..
Coşkuluymuşum çoğu zaman,
http://djanultras.blogspot.com/2010/09/dag-basn-duman-almssss.html
..
Toplam 654 yazı ,resim, video paylaşmışım bugüne kadar.Çok çabuk geçmiş bu 4 koca sene yada ben çok hızlı geçirmişim, diploma almış, askere gitmiş, işe girmişim. Dün gibi aklımda olan onlarca üzüntü onlarca mutluluk yaşamışım herşey değişirken dediklerim söylediklerim pek değişmemiş sanırım.
Çünkü başlarken demişim ki;
Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için.
8 Temmuz 2012 Pazar
Yaz Kardeşim
Harbiden yaz geldi geçiyor , Temmuz'un ortasına geldik ancak 2 gün ayağımızı denize sokabildik, sıcaktı, Ankara'nın aynı anda yapılan bütün yollarıydı, demiryolları da dahil , işler-güçler derken bu yazı es geçtik sayalım ama daha Ağustos'u var bunun !!!
Neyse biz de yoğunluk had safhada spor camiasının yoğun gündeminde ise batan Beşiktaş, hapishaneden salıverilen büyük başkan Aziz Yıldırım ve şampiyonlar ligi için tam gaz çalışmalara başlayan ( Danny, Umut transferleri, Sabri, Necati nikah tazelemeleri) Galatasaray var. Basketbolda ise gündemi takımlarımızda oynayan taşlar Ataman Galatasaray, Mahmuti Efes, Pianigiani FB Ülker, BJK Erman Kunter birliktelikleri , Miami'nin daha doğrusu Lebron James 'in kazandığı şampiyonluk yüzüğü , Ersan'ın Milwaukee Ömer'in Houston imzaları ki 5'er yıllık 40-45 er milyon dolarlardan bahsediliyor, Euroleague kuraları başlıkları altında toplayabilirim.Kortlarda Serena 'nın Wimbledon şampiyonluğundan sonra Fed-Ex 'in 16. Grand Slam zaferine sayılı saatler, karşısında ise Murray olduğuna da değinelim.
Memleketin haberlerine dönecek olursan 22 Haziran'da bildiğin başka bir ülke tarafından düşürülen f16 lar ve şehit 2 pilotun neden öldürüldüğüne dair henüz bir açıklama yok iken, Samsun'da selden dolayı ölen 12 vatandaşın yarısının TOKİ konutlarında vefat etmesine elbette sayın bakanımızın açıklaması var ' ALLAH'IN TAKDİRİ' ...
Ankara'da metro inşaatında oluşan göçükte ölen vatandaşta, Uludere'de öldürülen köylülerde, Suriye tarafından şehit edilen pilotlarda, açlıktan fakirlikten kendini pazarlayanlar da ve ne yazık ki 'CERN para tuzağıdır, kanmayın böyle şeylere, adamlar PR ı iyi yapıyor yoksa fasa fiso ' diyen Bilkent Rektörü de bu takdirin bir parçası olmaktan daha çok o takdiri yaratanlar olduklarını fark edecekleri gün işte o zaman dünya bizim torunlarımızın torununun torunu için belki de yaşanabilir bir yer olabilecek. Kötümser miyim çok?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


