20 Aralık 2013 Cuma

Kaosa Sürüklenen Bir Ülkede Yaşamak

Allah'ın varlığıyla yetinip hukuku hiçe sayanların yönettiği bir ülke, İlime -bilime, deneye, mühendisliğe,  tıbba, sanata , kültüre sırtını çevirmiş bir ülke, spor yapmayı , yarışmayı bile bilmeyen bir ülke . Aşırılıklara ve veya sadece farklılıklara nefret duyan insanların ülkesi;
Yanlış anlamayın ağalar 1500'lerin  avrupasından bahsetmiyorum ;ama  doğrudur burada da sokakta insanlar yakılıyor , devletin silahından çıkan kurşunlarla öldürülüyor.
Yolsuzluklar falan hoş görülüyor, devlet için çalışmak insanlığa karşılıksız faydalı olmak gibi duygular tamamen silinmiş , kötü olan örnek olmuş tüm gençliğe, beyinler yıkanmı. Hakan'lar, Emre'ler idol gösterilmiş Kemalettin Şentürk'ler arkaya itilmiş, İbo-İzzet-Özcan'la yıkanmış beyinler Ruhi Su 'lar  plaklarda kalmış Fazıl Say vatan haini kabul edilmiş.
En önemlisi de fakire fakirliği unutturulmuş geleceği çalınan milyonlarca insanın cebi ve karnı bir şekilde doldurulmuş insanların UMUDU satın alınmış , kölelik düzeni tekrar kurulmuş,kimse dünyada en çok fakirin yaşadığı  20 ülkeden biri olduğumuzu konuşmazken şu kadar milyarderle şu kadar ülke içinde bilmem kaçıncıyız denilmiş. Zenginin Marmaray'ı hayatında boğazı görmemiş on yıllık İstanbullunun ağzını yormuş.
Adamın biri demiş ya 'vatandaşı olmasak eğlenceli ülke aslında ' diye. Psikolojik sorun göstergesi bütün bunlardan zevk almak aslında, yanı başında mutlu olmak dururken kaostan tat almak , çok güzel bir yolda olduğuna inanıp tünelin sonunun bombok bir yere çıktığını görememek.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Saygı Duyarım #51

...      
Daha sonra fırtınada yelken açmış bir gemi gibi sürükleneceğimiz sosyalizmden pek haberimiz yoktu. Bunca yıl sonra bakınca varoluşçuluk akımının, sosyalizme giden yolu açtığını görebiliyorum. Bütün kurum ve geleneklere kafa tutmayı, onları reddetmeyi varoluşçuluk öğretmişti bize. Solcu akımlar dünyayı kasıp kavurmaya başladığı zaman biz çoktan bağlarımızdan kopmuştuk ve enternasyonalizme hazırdık.
     Varoluşçuluk öylesine etkilemişti ki bizi , arkadaşlarla selamlaşmayı , vedalaşmayı kaldırmıştık. Bir araya geldiğimiz zaman hiç kimse merhaba demiyordu. Uzun uzun anlamsız suskunluklarla süren arkadaşlıklar yaşıyorduk. Üç-dört arkadaş bir araya geliyor, iki saat konuşmadan oturuyorduk. Hepimiz önemli şeyler düşünen insanlar pozundaydık. Sonra içimizden biri kalkıp gidiyordu. Tek bir sözcük etmeden ayrılıyorduk. Albert Camus'un 'Dünya saçmadır' düşüncesine yürekten katılıyorduk.
...

Zülfü Livaneli -Sevdalım Hayat

3 Aralık 2013 Salı

Saygı Duyarım # 50





(Ah, ah, ah, ah)

Race, life's a race 
And I'm gonna win 
Yes, I'm gonna win 
I'll light the fuse 
And I'll never lose 
And I choose to survive 
(Told you, so I)
Whatever it takes 
You won't pull ahead 
I'll keep up the pace 
And I'll give you my strength 
To the whole human race 
Yes, I am prepared 
(You were warned and didn't listen)
To stay alive 
I won't forgive 
Vengeance is mine 
And I won't give in 
Because I choose to thrive 
Yeah I'm gonna win 

Race (Told you, so I)
It's a race 
But I'm gonna win 
Yes, I'm gonna win 
I will light the fuse 
I'll never lose 
I choose to survive 
(You were warned and didn't listen)
Whatever it takes 
You won't pull ahead 
Because I'll keep up the pace 
And I'll give you my strength 
To the whole human race 
Yes I'm gonna win 

(Fight, fight, fight, fight, win, win, win, win)
Yes I'm gonna win

22 Eylül 2013 Pazar

Sahaya Girmek

futbol, basketbol vb. tüm sporlar sağlık için sıhhat için yapılır. Kapitalist düzen ise modern gladyatörleri en çok futbolda bulur ve sahneye bu görsel şöleni çıkartır. Ama unutulmamalıdır ki arena da gladyatörün ölmesine sadece kralın emri karar vermez TRİBÜNLER inde söyleyeceği söz vardır en sonunda. Ve işte sağlık için sıhhat için yapılan sporun karar vericisi sağlıksız sıhhatsiz bir ortamda ,ülkede vb yaşıyor ise verilen karar da, herkesin bir ağızdan bağırdı da o ortamı yansıtır.

23 Temmuz 2013 Salı

BLUES


' I watch football for 75 years, I used to be 6'2'' tall with curly hair . Look what has done to it ?'



CM 01-02 deki efsane takımımdı Manchester City, nam-ı diğer BLUES. 2012 sezonunda tam 44 yıl aradan sonra İngiltere şampiyonu oldular. Hem de son dakikalarda gelen iki golle QPR'ı yenerken, ezeli rakipleri Manchester United'ın bir puan önünde elde ettiler bu başarıyı. O günü o dakikaları hatırlıyorum da , maçkolikten takip etmiştim skoru ve  ben de videodakiler gibi yerimde duramamıştım.