Son yayınım 2013 Aralık ayından, sonra bir de yayınlamadığım ve/veya yayınlayamadığım bir taslak gördüm akış listesinde; yazmışım ama yayınlamakda gerek görmemiş, kendime saklamışım düşüncelerimi...
4,5 yıl, 2 ülke, 3 şehir, 3 ev, 4 iş yeri, Afrika ve Ortadoğu'da gidilen 12 ülke ve hatıralarda kalan onlarca anı...
Yazamadığım, yazmaya zaman bulamadığım, bulsam da "aman be" diye boşverdiğim, kendimle konuşmaktan çok çevremdekileri dinleyip onlara birşeyler anlatmaya çalışmakla geçirdiğim koca bir dönem. O günkü ben ile bugunümü tartıya koyduğumda daha sosyal, daha çok dinleyen, daha çok kabullenen ve daha az düşünen birine dönüştüm sanırım. Yazmak eyleminin dahi düşünceden kaynaklanan bir son eylem olduğu gerçeğiyle şu an yüzleşiyorum mesela. Sanki beynim durmuş, sanki düşündüğüm hiçbirşey yok, sanki boş bir teneke gibi sesler çıkarmaktayım sadece.
Olsun hoşgörmek lazım 4,5 yılın ardından, insan önce kendini hoşgörmeli; tekrar okur, hatalarımı gözden geçirir, bir daha tekrarlamamaya çalışırım nasıl olsa.
Peki ya tekrar okuyamayacaklar? Son yayınımdan sonra kaybettiğimiz Berkin Elvan mesela? Türkiye'nin üzerinden bir fırtına gibi geçen terör saldırılarında kaybettiğimiz yüzlerce insan? Suruç, Ankara gar, Dolmabahçe,Sultanahmet, İstiklal Caddesi, G.Antep düğün, Genelkurmay otobüsü, İzmir emniyet, Reina, 15 Temmuz darbe gecesi ve bir o kadar daha, ülkemizin güvenlik güçlerini hedef alan terör olayları sonrası kaybedilenler. Fransa'da, ABD'de, Mısır'da, Nijerya'da, İngiltere'de, Almanya'da, İspanya'da, Afganistan'da, Suriye'de, Irak'da, Libya'dan yola çıkıp Akdeniz'in ortasında son bulan terörün veya teröre bağlantılı biten hayatlar yada.
Yine süper kötümserim değil mi? Neyse hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var yada en azından unutulmamasını sağlamak lazım yaşanan kötü olayların; tekrar yaşanmasını önlemek için.
Güzelliklere gelelim şimdi de geçen zaman içinde; mesela AMCA olmama :) Ada'nın dünyaya gelişi, kendi kanından kendi canından bir insanın doğduğu andan 4 yaşına kadar gözlemleme şansı ve hep yanında olsun istemek gerçek anlamıyla şanslı insanların yaşayacağı bir duyguymuş meğer. Her nekadar bu mutlu olayda bile insanın boğazında, kursağında kalacak birtakım can sıkıntıları olsa da.
4,5 yıl sonra şöyle bir kaybedilenleri ve kazanılanları yada hayatta hatırlamak ve unutmak isteyeceklerimi düşünerek yazayım dedim bu yazıyı. Bir milat olsun belki devamı gelir diyerek yazdım. Elim alışssın sonrası elbet gelir dedim. Belki zaman bulup yazamam ama en azından bir taş atayım kolum yorulcak mı bakayım diyerek yazdım birazda. Hiç yorulmadım ve çok özlediğimi hatırladım. Devamı gelecektir...
"Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşünceleriniz uğruna. düşünceniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlığı atmalıdır bunun için."-Nietzche
16 Temmuz 2018 Pazartesi
20 Aralık 2013 Cuma
Kaosa Sürüklenen Bir Ülkede Yaşamak
Allah'ın varlığıyla yetinip hukuku hiçe sayanların yönettiği bir ülke, İlime -bilime, deneye, mühendisliğe, tıbba, sanata , kültüre sırtını çevirmiş bir ülke, spor yapmayı , yarışmayı bile bilmeyen bir ülke . Aşırılıklara ve veya sadece farklılıklara nefret duyan insanların ülkesi;
Yanlış anlamayın ağalar 1500'lerin avrupasından bahsetmiyorum ;ama doğrudur burada da sokakta insanlar yakılıyor , devletin silahından çıkan kurşunlarla öldürülüyor.
Yolsuzluklar falan hoş görülüyor, devlet için çalışmak insanlığa karşılıksız faydalı olmak gibi duygular tamamen silinmiş , kötü olan örnek olmuş tüm gençliğe, beyinler yıkanmı. Hakan'lar, Emre'ler idol gösterilmiş Kemalettin Şentürk'ler arkaya itilmiş, İbo-İzzet-Özcan'la yıkanmış beyinler Ruhi Su 'lar plaklarda kalmış Fazıl Say vatan haini kabul edilmiş.
En önemlisi de fakire fakirliği unutturulmuş geleceği çalınan milyonlarca insanın cebi ve karnı bir şekilde doldurulmuş insanların UMUDU satın alınmış , kölelik düzeni tekrar kurulmuş,kimse dünyada en çok fakirin yaşadığı 20 ülkeden biri olduğumuzu konuşmazken şu kadar milyarderle şu kadar ülke içinde bilmem kaçıncıyız denilmiş. Zenginin Marmaray'ı hayatında boğazı görmemiş on yıllık İstanbullunun ağzını yormuş.
Adamın biri demiş ya 'vatandaşı olmasak eğlenceli ülke aslında ' diye. Psikolojik sorun göstergesi bütün bunlardan zevk almak aslında, yanı başında mutlu olmak dururken kaostan tat almak , çok güzel bir yolda olduğuna inanıp tünelin sonunun bombok bir yere çıktığını görememek.
Yanlış anlamayın ağalar 1500'lerin avrupasından bahsetmiyorum ;ama doğrudur burada da sokakta insanlar yakılıyor , devletin silahından çıkan kurşunlarla öldürülüyor.
Yolsuzluklar falan hoş görülüyor, devlet için çalışmak insanlığa karşılıksız faydalı olmak gibi duygular tamamen silinmiş , kötü olan örnek olmuş tüm gençliğe, beyinler yıkanmı. Hakan'lar, Emre'ler idol gösterilmiş Kemalettin Şentürk'ler arkaya itilmiş, İbo-İzzet-Özcan'la yıkanmış beyinler Ruhi Su 'lar plaklarda kalmış Fazıl Say vatan haini kabul edilmiş.
En önemlisi de fakire fakirliği unutturulmuş geleceği çalınan milyonlarca insanın cebi ve karnı bir şekilde doldurulmuş insanların UMUDU satın alınmış , kölelik düzeni tekrar kurulmuş,kimse dünyada en çok fakirin yaşadığı 20 ülkeden biri olduğumuzu konuşmazken şu kadar milyarderle şu kadar ülke içinde bilmem kaçıncıyız denilmiş. Zenginin Marmaray'ı hayatında boğazı görmemiş on yıllık İstanbullunun ağzını yormuş.
Adamın biri demiş ya 'vatandaşı olmasak eğlenceli ülke aslında ' diye. Psikolojik sorun göstergesi bütün bunlardan zevk almak aslında, yanı başında mutlu olmak dururken kaostan tat almak , çok güzel bir yolda olduğuna inanıp tünelin sonunun bombok bir yere çıktığını görememek.
7 Aralık 2013 Cumartesi
Saygı Duyarım #51
...
Daha sonra fırtınada yelken açmış bir gemi gibi sürükleneceğimiz sosyalizmden pek haberimiz yoktu. Bunca yıl sonra bakınca varoluşçuluk akımının, sosyalizme giden yolu açtığını görebiliyorum. Bütün kurum ve geleneklere kafa tutmayı, onları reddetmeyi varoluşçuluk öğretmişti bize. Solcu akımlar dünyayı kasıp kavurmaya başladığı zaman biz çoktan bağlarımızdan kopmuştuk ve enternasyonalizme hazırdık.
Varoluşçuluk öylesine etkilemişti ki bizi , arkadaşlarla selamlaşmayı , vedalaşmayı kaldırmıştık. Bir araya geldiğimiz zaman hiç kimse merhaba demiyordu. Uzun uzun anlamsız suskunluklarla süren arkadaşlıklar yaşıyorduk. Üç-dört arkadaş bir araya geliyor, iki saat konuşmadan oturuyorduk. Hepimiz önemli şeyler düşünen insanlar pozundaydık. Sonra içimizden biri kalkıp gidiyordu. Tek bir sözcük etmeden ayrılıyorduk. Albert Camus'un 'Dünya saçmadır' düşüncesine yürekten katılıyorduk.
...
Zülfü Livaneli -Sevdalım Hayat
3 Aralık 2013 Salı
Saygı Duyarım # 50
(Ah, ah, ah, ah)
Race, life's a race
And I'm gonna win
Yes, I'm gonna win
I'll light the fuse
And I'll never lose
And I choose to survive
(Told you, so I)
Whatever it takes
You won't pull ahead
I'll keep up the pace
And I'll give you my strength
To the whole human race
Yes, I am prepared
(You were warned and didn't listen)
To stay alive
I won't forgive
Vengeance is mine
And I won't give in
Because I choose to thrive
Yeah I'm gonna win
Race (Told you, so I)
It's a race
But I'm gonna win
Yes, I'm gonna win
I will light the fuse
I'll never lose
I choose to survive
(You were warned and didn't listen)
Whatever it takes
You won't pull ahead
Because I'll keep up the pace
And I'll give you my strength
To the whole human race
Yes I'm gonna win
(Fight, fight, fight, fight, win, win, win, win)
Yes I'm gonna win
22 Eylül 2013 Pazar
Sahaya Girmek
futbol, basketbol vb. tüm sporlar sağlık için sıhhat için yapılır. Kapitalist düzen ise modern gladyatörleri en çok futbolda bulur ve sahneye bu görsel şöleni çıkartır. Ama unutulmamalıdır ki arena da gladyatörün ölmesine sadece kralın emri karar vermez TRİBÜNLER inde söyleyeceği söz vardır en sonunda. Ve işte sağlık için sıhhat için yapılan sporun karar vericisi sağlıksız sıhhatsiz bir ortamda ,ülkede vb yaşıyor ise verilen karar da, herkesin bir ağızdan bağırdı da o ortamı yansıtır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
